Yaklaşık bir yıldır dolapta bekliyor. Arada alıp bakıyorum elimden çıksın diye, içime sinmiyor düşündüklerim, kaldırıyorum yerine.
Demek ki neymiş, zamanı gelmedikçe olmuyormuş, zorlamanın da anlamı yokmuş.
Hoşuma gitti ya, bir sürü resim çekmişim. Önden, yandan, yakından, her yerini göstereceğim size de:))
E hadi ne oldu da coştun diyecek olursanız anlatayım biraz. Cumartesi benim sukulentlere biraz toprak ilave edecektim. İşte tam o anda, bulduuuum dedim. Ne alakası var toprakla demeyin çünkü herşeyin başı o. Hani şu yanlarda görünen yosun gibi yapı var ya kabarık kabarık, onlar nasıl oldu dersiniz. Yaaa, az sonra....:))))
Efendim önce zemini hazırladım, ön yüze tuğla görüntüsü verdim sonra aldım rölyefimi, içine de biraz toprak karıştırıverdim ve bastım objenin üzerine. İstediğim pütürü yakaladım, biraz da dokuladım, işin büyüğü bitti.
Stencılla yazımı ve desenimi bastım, fırça ile gölgelendirmeleri yaptım, kuruyunca vernikledim. Son nokta, nikah şekerlerinden kalan bu cici çiçekleri üzerine yapıştırdım ve eşimden hemen asmasını rica ettim.
Neden mi? :)))))
Hepimiz için coşkusu bol bir hafta olsun.



