9 Şubat 2015 Pazartesi

Tatil Bitti

Uzunca bir aradan sonra ne güzel tekrar merhaba diyebilmek. Sınavlardı, tatildi derken hepsi geride kaldı ve nihayet oturabildim bilgisayarın başına. Malum yazı yazmak zaman istiyor. Arada kısa yoldan facebook ve instagram hesaplarımı gezebildim ama bloğa uğrayamadım. Tatil olunca aman kuzucuklar dinlensin, derslerden boğuldular değişiklik olsun derdiyle çeşitli aktiviteler planlandığı için koşuşturmacası bol oluyor bu günlerin. Fırsattan istifade kar diye başımın etini yiyen kızıma kar gösterebilmek için Kartepe yolunu tuttuk. Gönlü oldu sonunda, benim için nasıl olduğunu söylememe gerek yok sanırım :)) Çocuklar için katlanılıyor, yeter ki mutlu olsunlar. Arada Sapanca'ya da indik, orası tam benlik işte. Bol bol yürüdük, temiz hava aldık. İstanbul gürültüsünden sonra huzur verdi.


Dağda durum bu, peki ben neredeyim? Tabiki sıcak kahvemle camın arkasında izlemedeyim. Çıkar mıyım hiç dışarı :))


Oh güzelim güneş varken yararlanmak lazım. Missss....


Peki bu ne şimdi? Eli alışan insanın boş duramamak gibi bir huyu olunca, gittiği yere de taşıma huyu çıkıyor zamanla. 


Fena mı canım, bu tepsi de aradan çıkıverdi işte. Merak eden olursa stencılla çalıştım.


Evdeki kısa vakitleri de değerlendirdim. Aklımda olan çamaşır sepetimi boyadım,


canım arkadaşım Bahar'ın hediyesi çerçevelerimin içine desenlerini koydum,


ve de bol bol hamur işi yaptım. Sitedeki kızlar soğuk diye evlerde toplanınca, atıştırmayı da sevince, aman yesin canlar diyerek mutfakla aramdaki bağı aşka çevirdim:))) Tarifleri ara ara sizinle de paylaşırım ama bugünlük bu kadar yeter. Sevgiyle ve sağlıkla kalın.








27 Ocak 2015 Salı

Tuzlu Tarif

Bayılırım çabucacık hazırlanan lezzetlere bilirsiniz. Yapınca da paylaşıveririm sizinle. İnanılmaz kurtarıcıdır acil durumlarda böylesi yada daralmış vakitlerin ferahlatıcısıdır adeta. Çayın yanına bir şey var mı diye soracaklarsa keyif anında evdekiler yada çocukların arkadaşları baskın yapmışsa ansızın, elimizin altında olmalı böyle sevilesi tarifler. Evlenirken annemin tarif defterini olduğu gibi kendi defterime geçirmiştim ve yıllardır en büyük danışmanımdır kendisi. Hatta en güzel ve en işlevsel çeyizim oldu diyebilirim:))
Son aldığım beyaz peynir çok tuzlu çıkınca kahvaltı sofrasında yerini alamadı. Ben de nasıl değerlendiririm diye düşünürken malum defterden bulduğum bu tuzlu tarif, peyniri bir çırpıda tükettiriverdi:))


Malzemeler
250 gr margarin (yarıyarıya tereyağ ile karışık kullanabilirsiniz) oda sıcaklığında
250-300 gr klasik beyaz peynir-rendelenmiş
1 paket kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 yumurta-beyazı içine sarısı üzerine
yumuşak hamur olacak kadar alabildiğine un. 

Yapılışı
yağ, yumurta beyazı ve rendelenmiş peynirleri mıncıklayarak karıştırın
un, tuz ve kabartma tozunu ekleyerek hamur yapın
hamuru 5 bezeye ayırın ve her bezeyi yemek tabağı büyüklügünde açın
sigara böreği yapar gibi 8 eşit parçaya kesin ve rulo yapın
üzerine yumurta sarısı sürün ve çörekotu veya susamla süsleyin.
180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. 

NOT: Peyniriniz benimki gibi çok tuzluysa tekrar tuz eklemeyin.
Ölçüden 40 adet çıkıyor, fazla ise yarım ölçü yapın.

Afiyet Olsun


13 Ocak 2015 Salı

Ah Bu Havalar...

Orhan Veli, kulakların çınlasın emi:) Nasıl bir başlangıç yaptım yeni yıla anlamadım gitti. Kar, tatil, ev hapsi... Ruhumu teslim ettim kara. Zaten aramız hiç iyi değildir, vurdu gitti en şiddetlisinden. Allah dışarıda olanlara yardım etsin, ben evde bile gerildim. Gram zevk almaz mı insan, mevzubahis kişi ben olunca, almıyor işte. Hatta bilmem kaç gün tatil ardından çocuklara cuma günü okulların açık olduğu haberi verilince kızımla aramızdaki konuşmayı aktarayım size:)
-Anne kar yağarsa okullar açık bile olsa ben gitmeyeceğim.
-Kızım arkadaşların okuldayken sıkılırsın tek başına, kiminle oynayacaksın ki kar? (ılımlı,sevecen anne ben )
-Seninle oynarız:)
-Hayatta çıkmam dışarı ( gerilmiş ve kararlı anne)
-Tamam çıkmana gerek yok ben eve taşırım
-Bence sen yarın okula gitmelisin!!! (kötü anne)
Yani psikolojimdeki iniş ve çıkışları görüyor musunuz? Bu kadarla sınırlı değil elbette. Öyle kasıldım ve evin içinde bile üşüyormuşum gibi hissettim ki enerjimi yükseltecekmiş gibi her gün farklı bir tatlı yapıp yedim. Bana maliyeti 2,5 kg. :(
Yaptığım işlere de yansıdı bu denge bozukluğu. İlk kez bloğumda yayınlamadan bazı resimleri diğer sosyal paylaşım sitelerinde yayınladım. Yani ihanet ettim. Öyle zor geldi ki kafayı toparlayıp bilgisayarın başına geçmek, tek tuşla gönderivermek gibi işin kolayına kaçtım malesef. Üstelik birazdan ekleyeceğim fotolardan da anlayacağınız gibi, bir yandan baharı getirme çabasıyla çalışan ben, bir yandan da ısınma çabasına girdim. Nasıl mı, gelin beraber bakalım.


Altta gördüğünüz beyaz çerçeveler kahverengi ve dört adetti. Nedense:)) Onları bir güzel beyaza çevirip perdelerime uygun bir resimle kullandım. Takım olsun diye de arkadaki 3'lü çerçeveyi de pano olarak değerlendirdim.


Kırlentlerime de uydular. Çiçekler bahar havası estirsin dedim ama yetmedi.


Tamam, o zaman koridora da pembe çiçeklisini yapalım. Renkler iç açıcı mı, evet. Peki benim içim açıldı mı, hayır. 


Neyse en azından üretme çabam devam ediyor tesellisi ile kalan iki adet çerçeveyi de kar konseptine uydurup siyah beyaz çalıştım. Kızımın siyah fon kağıtlarına stencıl ile yaptığım desenler süsledi içini.


Elbette yağsın kar, su lazım, mikroplar kırılsın, çocuklar oynasın ama bendeki his, şifa niyetine işte:))
Gönlüm yaz istedi, bu sefer de deniz teması geldi aklıma.


Deniz feneri, deniz yıldızı, balıklar derken gerçekten özlediğimi hissettim.


Baktım olmadı ısıtmıyor içimi, aldım Esenciğimin hediyesi çantamı (nam-ı diyar hobicigeldihanım), attım içine şişi yünü, bari birşeyler öreyim dedim. Canım arkadaşım, ne kullanışlı oldu benim için bir bilsen. Teşekkürler bu vesileyle bir kez daha:))


Benim güzellik, boyunluk ve bere istedi, anneciği yaptı. Bu durumlarda kızlar kurtarıcı. Ne örsem diye düşünürken ona "istediğin bir şey var mı" dedim ve hemen bulup beni kurtardı sağolsun:))


Sonra da bir süeter. Konu mankeni okulda olunca yastığa giydirdim. Biri beni durdursun. 
Durumu anlatabilmişimdir inşallah. Kısacası gelgitlerin bol olduğu iki haftayı atlattıktan sonra çooook şükür bugün güneş var ve ben kendime geldim. Üstelik uzunca da bir post yazdım. Ve şimdi uzun zamandır ziyaret edemediğim blog dostlarımı gezeceğim. 
Önümüzdeki iki hafta yine buralarda olamayacağım çünkü dönem sonu sınavlarım var ve tatil sebebiyle sınavları sıkışan kızıma yardım etmeliyim. Analı kızlı karnelerimizi alana kadar hoşça ve sevgiyle kalın. 











30 Aralık 2014 Salı

2014 Son Post :)

Karlı bir İstanbul sabahından herkese günaydıııın:) Ne güzel oldu özlemle karı bekleyen arkadaşlarım ve çocuklar için değil mi? Günlerdir kar sayıklayan kızımın heyecanını görünce ben bile mutlu oldum:))) Ama bildiğiniz gibi benim pek aram yok, hatta bunca yeni yıl telaşına rağmen kar temalı bir çalışmam bile olmadığını fark ettim. Fark ettim de ne oldu, yaptım mı sanki, hayıııır. İçimden gelmedi ki:))) Onun yerine ben size yine çiçekli birşeyler göstereyim, olur mu?


Pembiş çiçekler kondu baharatlıkların üzerine.


İçleri pembe görünsün istedim, çift renk çalıştım.


Minik puantiyeler de yakıştı bence.


Bir de topluca göstereyim:)) Mevsimle çok alakalı olmadı ama olsun, yaparken bende bahar havası esmiş demek ki... 
Bu arada kızım yılbaşı partileri için arkadaşlarıyla görev paylaşımı yapmış. Herkesin annesinin neyi güzel yaptığını konuşup kararlaştırmışlar. Kızım da "benim annem güzel kurabiye yapar" deyince, önlük boyuna geçtiği gibi mutfak yolu göründü bana. Ne keyif o kuzucuklara birşeyler yapmak. Ben ne kadar uzaksam da kış delisi kızım kurabiye temalarını kendine uydurdu ve isteği üzerine anneciği ona bu kurabiyeleri hazırladı. Ama hakkını yememem lazım, süsleme konusunda kendisinden ciddi yardım aldım. Büyüdü galiba :)))


Sonra hazır başlamışken servis şöförü, hostes ablamız ve öğretmenlerimize de bir kutlama olsun, sevgimizi kurabiyelerimizle ifade edelim diyerek sıraladık kalpleri.


Evime gelen eşe dosta da birer tane tadımlık olsa fena mı olur? Biraz da onlar için süsledik :)


Renklileri bitirdik geçtik kurabiye adamlara, üzerlerine biraz kar yağdırdık. Bunlar da okula havale:))


Ama ben de kahvenin yanına eşlik etsin bayılırım bu atıştırmalıklara. Bu da bizim olsun o zaman. 


Bitti işte, hepsi bu kadar. Şimdi sağ üst köşeye yakın içi boş görünen fincan var ya, onu kahve ile doldurup içmeye gidiyorum. 


Tanıdığım tanımadığım, yeri gelip birlikte sevindiğim, yeri gelip derdine kederlendiğim, beni güldüren, hüzünlendiren, düşündüren, keyiflendiren, paylaşan, bilgilendiren, şurada geçirdiğim kısacık vaktime değer katan blog dostlarım...
Sanki herşeyi sıfırlayacak, yeni bir defter alıp baştan yazmaya başlayacakmışız gibi heyecanla beklediğimiz yeni yılın, karşılıklı anlayış, hoşgörü, iyi niyet, saygı ve barış dolu olmasını, açtığımız her sayfanın, iyilik ve güzelliklerle, katıksız sevgilerle dolmasını, değerli bulduğumuz her varlığın bu yıl da bizimle olmasını diliyorum. Sağlık, afiyet, bereket ve huzur dolu bir yıl olsun 2015.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum:))))













22 Aralık 2014 Pazartesi

Suyun Gündüzü Ve Gecesi

Deniz olmalı, masmavi gökyüzüyle birleşmeli... Sakin olmalı suyu, berrak... Dans eden balıkları izlemeliyim, huzurlu... Ben güneşi severim, suda ışıldayan, içimi ısıtan...
Uff, şiir gibi oldu, bu nasıl bir hissiyat? Elimde değil içim üşüyor karanlık havada, özlüyorum yazı. Kar, kış bana göre değil, ruhumla ters gidiyor. Şimdi pek çok arkadaşım kar yağması için dilekte bulunurken ben, soğuk da olsa güneşli olsun bari, diyerek dua edenlerdenim:))  Ne yapayım ama, ben de böyleyim... Temmuz doğumlu bir İzmirli, daha ne beklenir ki... 


Ah o gemide ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım :))


Dekupaj, rölyef, eskitme üçlüsüyle karşınızdayım yine.


Su yeşili ve lacivert... Gündüzü ve gecesi olsun enginlerin.


Fotoğraflar bile gün ışığına hasret :(


Topluca son bir bakışla tamamlıyoruz, bugünlük de bu kadar.

İçimizdeki güneşin bizi ısıtacağı bir hafta olsun...




15 Aralık 2014 Pazartesi

Kapı Önü Gazetelik

Ha ha haaa, bazen beklemek gerçekten iyi oluyor:)) Neden güldüm, çünkü keyiflendim. Neden keyifliyim, çünkü içime sindi. Ne sindi?  Tamam tamam, işin özüne geliyorum,  karşınızda kapı önü gazetelik çalışmam.


Yaklaşık bir yıldır dolapta bekliyor. Arada alıp bakıyorum elimden çıksın diye, içime sinmiyor düşündüklerim, kaldırıyorum yerine.


Demek ki neymiş, zamanı gelmedikçe olmuyormuş, zorlamanın da anlamı yokmuş. 


Hoşuma gitti ya, bir sürü resim çekmişim. Önden, yandan, yakından, her yerini göstereceğim size de:)) 


E hadi ne oldu da coştun diyecek olursanız anlatayım biraz. Cumartesi benim sukulentlere biraz toprak ilave edecektim. İşte tam o anda, bulduuuum dedim. Ne alakası var toprakla demeyin çünkü herşeyin başı o. Hani şu yanlarda görünen yosun gibi yapı var ya kabarık kabarık, onlar nasıl oldu dersiniz. Yaaa, az sonra....:))))


Efendim önce zemini hazırladım, ön yüze tuğla görüntüsü verdim sonra aldım rölyefimi, içine de biraz toprak karıştırıverdim ve bastım objenin üzerine. İstediğim pütürü yakaladım, biraz da dokuladım, işin büyüğü bitti. 


Stencılla yazımı ve desenimi bastım, fırça ile gölgelendirmeleri yaptım, kuruyunca vernikledim. Son nokta, nikah şekerlerinden kalan bu cici çiçekleri üzerine yapıştırdım ve eşimden hemen asmasını rica ettim. 


Neden mi? :)))))

Hepimiz için coşkusu bol bir hafta olsun.




8 Aralık 2014 Pazartesi

Merhaba Pazartesi:)

Yeni tur yeni şans misali bakalım bu hafta bizi neler bekliyor değil mi? Belki planlar yapıldı belki de rutin günler bekleyişi. Ben uzun zamandır devam eden, malum yoğunluğumu bir nebze geride bırakmış gibiyim. Kardeşim yerleşti ve yeni görevine başladı, İzmir'den annemler misafirimdi, onları yolcu ettim, haftasonu sınavlarım vardı geçti gitti. Velhasıl büyük işler şimdilik halloldu ve rutine girdim gibi. En azından bu hafta kısmet olursa kendim için sakinlik planlıyorum. 


Bu kutu özel bir istekti, edebiyatla ilgili birisi için. Ben de üzerinde bu çok beğendiğim resmi kullandım.


Kutu kapağının içini stencılla çalıştım.Gece fotoğraflanınca renkler kendini kaybetmiş ama idare edeceğiz artık:))


Yanına rölyefi ve eskitmeyi vurmazsam olmaz ki. Fırça,zımpara, yağlıboya eskitme üçlüsü yine işbaşındaydı.


Yanlarına da sayfa havasını verip tamamladım. 

Öncelikle sağlıklı, daha sonra da gönlünüzden geçeni yakalayacağınız bir hafta olması dileklerimle.





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...